yaşam meyvesinin suyuna bulanmıştım
adalet terazisi dosdoğru ölçüler verir sanırdım
bir şeylerin düzeleceğine, her kabusun sona ereceğine"
"Bir adam yeterince ihanete uğradığında
güvenme yetisini kaybeder
Acıların şiddeti ruhunu yuttuğu vakit
umut etmeyi bırakır
Korku tarafından sindirildikçe
tereddüt etmez
Kaybedecek bir şeyi kalmadığında
en tehlikeli hale bürünür"
Sevgi ve şefkatin buyruklarında
kalem kağıda bir hayli yakındı
ben ise ormanların yeşertisine kapılmış
aşk illetinin parlaklığında kör olmuştum
lakin diken üstü, yaka paça yaşar iken
gözlerimin sargısı da bir bir çözülüyordu
Burası iyilerin ödüllendirilmediği taraf
zayıflara kol kanat gerilen bir yer hiç değil
hayat kopartan gerçekleri örtmek için
mutlu eden yalanlara inandığımız kısım
Çok sefer gürültüyü bastırmak adına
günahkar keçilerden birini seçeriz
aslen kötülerin yaptıkları da çok sefer yanına kalır
nefretin haykırışı, kurbanların çığlıklarını susturur
Tekrar karanlığa saptım
koyunla yürüdüm, kurtla öldürdüm, çobanla yedim
kalemin mürekkebini kana buladım
kağıt üstü yazdığım her şiire ihanet ettim
bir tarafım ötekinden de çirkin
namluya sürdüğüm kurşun öncekinden daha bitkin
Aralık kapılara kilit
sırlara mühür vurdum
geçmişi toprağa verdim
anılara tutkun vesikalıkların yerine
cüzdan şişkini para desteleri koydum
Bir arzuyla, bir seçimle değil
bana başka seçenek bırakmadıkları için
Ateşi kucaklayan adam
alevlerin onu yakmasından korkmaz