Biliyorum, bir hayli uzak kaldım
beni uçurum eşiğine götürmüş kağıtlara
şiddetle savurduğum kalemimden
Neyse ki, bir yılı devirdim
üç mevsim atladım, iki insan gömdüm
çok sefer denedim, her fırsatta yanıldım
peşinde aşk baharları çürüttüm
kimisi yeşile çaldı, kimisi oynadı akli dengelere
satır sonunda fütursuz karanlık
pas tutmaz mürekkebiyle çöküverdi üzerime
Azınlık yüzü gerçekler arasında
çokça yalan gördüm
öylesine bozgun hevesler arasında
öylesine kaçkın uğraşlar yanıtsız kaldı
şiir esaretine tutkun ben ki
tek satıra yelken açmak istemedim
Görüşmeyeli dünyalar değişti
tek satıra toz kondurmayan ben
kalabalıkta silah taşırcasına doldum
bir yanda aşk illetine kör olur iken
kendime hayret edercesine
bin bir yumruk savurdum
Biliyorum, bir hayli taşkınlık çıkarttım
lakin sözüm ona, buna veya sana değil
aşkın esareti rüyalar sarhoşluğunda satırlarımı çokça boşladım
kalem, kağıt ve başyapıt ilham meleğimden af diliyorum
"Biliyorsun, bir hayli bunaldım
ruhsal baskılanmaların gölgesinde
senden kalma çokça güzel hatıralar kuşandım
sanma ki uzaklardan sana kötülük dilerim
sanma ki en büyük keşkelerin cesedini çiğnerim
aynı ben ki, kalabalıkların içinde her zamanki nabzın şerbetini içerim
aynı ben ki, ağız fermuarımı çekip gözlerini geçmişin karanlığına gömerim
ufukların en uzağından sana bol şans dilerim
bir arkadaş, bir yoldaş, sırdaşım ve sevdiceğim
günün birinde, zirvelerin en tepesinde,
aynı ben ki, anılarımıza boyun eğeceğim
ayrılıkların en dibinden göğe bakıp
seni ve beni affedeceğim"