11 Haziran 2025 Çarşamba

ÇENTİK

"Dünyanın saf pembeliğine inandığım zamanlar vardı
yaşam meyvesinin suyuna bulanmıştım
adalet terazisi dosdoğru ölçüler verir sanırdım
bir şeylerin düzeleceğine, her kabusun sona ereceğine"

"Bir adam yeterince ihanete uğradığında
güvenme yetisini kaybeder

Acıların şiddeti ruhunu yuttuğu vakit
umut etmeyi bırakır

Korku tarafından sindirildikçe
tereddüt etmez

Kaybedecek bir şeyi kalmadığında
en tehlikeli hale bürünür"

Sevgi ve şefkatin buyruklarında
kalem kağıda bir hayli yakındı
ben ise ormanların yeşertisine kapılmış
aşk illetinin parlaklığında kör olmuştum
lakin diken üstü, yaka paça yaşar iken
gözlerimin sargısı da bir bir çözülüyordu

Burası iyilerin ödüllendirilmediği taraf
zayıflara kol kanat gerilen bir yer hiç değil
hayat kopartan gerçekleri örtmek için
mutlu eden yalanlara inandığımız kısım

Çok sefer gürültüyü bastırmak adına 
günahkar keçilerden birini seçeriz
aslen kötülerin yaptıkları da çok sefer yanına kalır
nefretin haykırışı, kurbanların çığlıklarını susturur

Tekrar karanlığa saptım
koyunla yürüdüm, kurtla öldürdüm, çobanla yedim
kalemin mürekkebini kana buladım
kağıt üstü yazdığım her şiire ihanet ettim
bir tarafım ötekinden de çirkin
namluya sürdüğüm kurşun öncekinden daha bitkin

Aralık kapılara kilit
sırlara mühür vurdum
geçmişi toprağa verdim
anılara tutkun vesikalıkların yerine
cüzdan şişkini para desteleri koydum

Bir arzuyla, bir seçimle değil
bana başka seçenek bırakmadıkları için

Ateşi kucaklayan adam
alevlerin onu yakmasından korkmaz



25 Ocak 2025 Cumartesi

KALEM KAĞIDA UZAK

Biliyorum, bir hayli uzak kaldım
beni uçurum eşiğine götürmüş kağıtlara
şiddetle savurduğum kalemimden

Neyse ki, bir yılı devirdim
üç mevsim atladım, iki insan gömdüm
çok sefer denedim, her fırsatta yanıldım
peşinde aşk baharları çürüttüm

kimisi yeşile çaldı, kimisi oynadı akli dengelere
satır sonunda fütursuz karanlık
pas tutmaz mürekkebiyle çöküverdi üzerime

Azınlık yüzü gerçekler arasında
çokça yalan gördüm
öylesine bozgun hevesler arasında
öylesine kaçkın uğraşlar yanıtsız kaldı
şiir esaretine tutkun ben ki
tek satıra yelken açmak istemedim

Görüşmeyeli dünyalar değişti
tek satıra toz kondurmayan ben
kalabalıkta silah taşırcasına doldum
bir yanda aşk illetine kör olur iken
kendime hayret edercesine
bin bir yumruk savurdum

Biliyorum, bir hayli taşkınlık çıkarttım
lakin sözüm ona, buna veya sana değil
aşkın esareti rüyalar sarhoşluğunda satırlarımı çokça boşladım
kalem, kağıt ve başyapıt ilham meleğimden af diliyorum

"Biliyorsun, bir hayli bunaldım
ruhsal baskılanmaların gölgesinde 
senden kalma çokça güzel hatıralar kuşandım
sanma ki uzaklardan sana kötülük dilerim
sanma ki en büyük keşkelerin cesedini çiğnerim

aynı ben ki, kalabalıkların içinde her zamanki nabzın şerbetini içerim
aynı ben ki, ağız fermuarımı çekip gözlerini geçmişin karanlığına gömerim

ufukların en uzağından sana bol şans dilerim
bir arkadaş, bir yoldaş, sırdaşım ve sevdiceğim
günün birinde, zirvelerin en tepesinde, 
aynı ben ki, anılarımıza boyun eğeceğim
ayrılıkların en dibinden göğe bakıp
seni ve beni affedeceğim"